Sevilmeye Direnç ve İçindeki Çocuk

“Eğer anne babam sevmediyse, başkası nasıl sevsin?” sorusu, çoğumuzun içinde yankılanır.
Ve çoğu zaman bizi yoran, sevilmemek değil — sevildiğimizde buna inanamamaktır.

Çocukken sevgi çoğu zaman başarıya, uslu olmaya veya başkalarını memnun etmeye bağlandı.
Böylece sevgi “Olduğum gibi yeterli değilim.” inancıyla karıştı.

Bu yüzden yetişkin olduğumuzda biri bizi sevdiğinde bile, içimizde bir direnç yükselir:
“Emin misin?”
“Ya bir gün giderse?”

Zihin sevgiye direnç gösterir çünkü sevgi belirsizliktir.
Ve zihin belirsizliği tehlike olarak algılar.


Dönüşüm buradan başlar:

İçindeki çocuğu yargısızca görmek.

Ona şunu söylemek:

“Seni görüyorum.
Artık yalnız değilsin.
Sen sevgiye layıksın.”

Bu cümleler, geçmişte duyulmamış sevginin yankısını bugüne taşır.
Ve zamanla sevgi artık tehdit olmaktan çıkar — güvenli bir alana dönüşür.


Bugün küçük bir pratik:

Bir yakınından sevgi veya ilgi gördüğünde
zihnin “emin misin?” diyen sesini fark et.

Derin bir nefes al.

Ve kendine sadece şunu söyle:

“Şimdi güvenmeyi öğreniyorum.”


Yorumlar

Yorum bırakın